çıkıntılı

s.
1. 有突起的, 有突出部分的: girintili \çıkıntılı 凹凸的, 锯齿状的, “之”字形的; 进出口很多的
2. 有修改或增补的

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • çıkıntılı — sf. Çıkıntısı olan Birleşik Sözler girintili çıkıntılı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • girintili çıkıntılı — sf. Düz veya düzgün olmayıp girinti ve çıkıntıları olan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • erkek — is., ği 1) İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı 2) biy. Sperma oluşturan organizma 3) Yetişkin adam, bay, kadın karşıtı Erkekler gelince buraya, karılar işte böyle kaçar. O. C. Kaygılı 4) Koca Kadın erkeğini uğurladı. 5) sf …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kaş — is., anat. 1) Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar Aşçıbaşı, kırçıl kaşlarını biraz daha çatıp karşıma çömeliyor. Y. Z. Ortaç 2) Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer Altın yüzük yaptırdım, kaşı sensin sevdiğim Halk türküsü 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aşık kemiği — is., anat. 1) Çift tırnaklı hayvanların ön dizlerinde bulunan bir eklem kemiği 2) İnsanın ayak bileğindeki çıkıntılı kemik …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • barbata — is., İt. barbetta Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • burun — is., rnu, anat. 1) Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı 2) Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü Kadıköy vapurunun güvertesinde, paltoma bürünmüş, gidip ta burna oturmuştum. H. Taner 3) mec. Kibir,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çakır çukur — is. 1) Girintili çıkıntılı, pürüzlü yüzey Her taraf çakır çukur. 2) zf. Çak çuk diye ses çıkararak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dağ — 1. is., Far. dāġ 1) Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan 2) İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılan yanık 3) mec. Büyük üzüntü, acı Birleşik Sözler gözdağı 2. is. Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • diş diş — sf. 1) Çıkıntıları olan 2) zf. Çıkıntılı bir biçimde Elmayı diş diş ısırmış …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dişi — sf., anat. 1) Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey) 2) Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki) Dişi kedi. 3) is. Kadın 4) Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan Dişi klişe. Dişi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.